• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Arslantaşın geleceği..
    • Tomarza YİBO'da okuyan köyümüz öğrencilerinin dönüş yolculuğu. Yolları bahtları hep açık olsun..
Videolar
Anket
Sitemize En Çok Girenler
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.96892.9808
Euro3.33783.3511
Hava Durumu
Anlık
Yarın
20° 29° 12°

Anasayfa

 
 
 
  • 1
  •  
  • 2
  •  
  • 3
  •  
  • 4
  •  
  • 5
  •  
  • 6
  •  
  • 7
  •  
  • 8
  •  
  • 9
  •  
  • 10
  •  
  • 11
  •  
Yeni 6360 Sayılı Kanun ile Mahalleye Dönüştürülen Köyümüzün Durumu, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Tomarza Belediyesinin, Muhtarın ve Köy Halkının Görev, Hak ve Sorumluluklarında da haliyle değişiklik olmuştur. Bu değişiklikler neler, yeni yasa neler getirdi, neler götürdü. Çorbada bir tuzum olsun düşüncesiyle ben nelerden sorumlu, nelerden muaf isek kısaca Kanun Maddeleri içinden taramak suretiyle çıkarmaya çalıştım. Yine de sizler ilgili Kanuna da tabi ki bakabilirsiniz. Bu konuyu derleyip toparlayıp Köy Sitemizde sizlerin istifadesine sunmak için bu çalışmayı yapmış bulunmaktayım. Anayasanın 127. maddesinde bir mahalli idare birimi olarak tanımlanmış olmakla, başta bu maddeden ve 442 Sayılı Köy Kanunu uyarınca tüzel kişiliğe sahip bir birimdir. Tüzel kişiliği ile temsil yetkisine sahip olan köy idari birimi köy muhtarınca ve ihtiyar heyetince temsil edilir.
İnsanların hayatlarını düzenlemesinde hava şartlarının çok büyük bir önemi vardır. Yola, bağa, bahçeye, tarlaya, çeşitli ziyaretlere gidecek olan veya çeşitli işleri yapma durumunda olan insanlarımız, yapacakları işlerle ilgili planlamalarını yaparken mutlaka hava şartlarını göz önünde bulundururlar. Hava şartları veya hava durumlarının gazete, radyo, televizyon ve İnternet gibi haber alma kaynaklarından öğrenildiği günümüzde, bütün bu kaynakların yanında tecrübe ile sabitleşmiş, ecdadımızın bizlere bıraktıkları kültür miraslarından olan hava olaylarını, hava durumlarını veya hava şartlarını bilip, tanıma ve hayatımıza yön vererek planlarımızı yapma geleneğimiz vardır.
28.03.2016
28.03.2016
Bu bağlamda ticaret sayabileceğimiz hususların bir çoğuna başka yazılarımda değindiğim için o konulara burada girmeden sizlere diğer ticaret sayılabilecek konu ve konu başlıkları üzerinde durmak istiyorum. Daha evvelki yıllarda bilinen ilk köyümüzün de kurucularından olan rahmetliler Hacı Kaa ve oğlu Halil Kaa ve Mulla Mahmut dedeler de canlı hayvan ticareti yapmış. Hatta rahmetliler Ali Kaler-Mustuk Ahmet-Zeledinler ve Helimoğlunun ve H.Osman İzgi dedelerimizin “etlik” denilen ve az da olsa canlı hayvan ticareti yaptıkları bilinir. İşte bu yataklar denilen yerdeki davar damları da bunun için yapılmıştır. Köyde ticaret diyebileceğimiz işi H.Osman İzgi(Rh) dayım 1940 yıllarda ki bu yılları köy kıtlık yılları olarak da bilirler yörük Kadıoğlu diye bilinen ve yazın bizim yaylalara da konup göçenlerin develeri ile zıpır unu ve kutnu kumaş getirip satarmış.
Köyde imece usulüyle yapılan işlerden biride o yıllarda “itburnu” pekmezi yapma işidir. Adeta bir al renkli yağlık örtülmüşçesine Arslantaşın tarlalarından-ovasından ve yaylasından doğal olarak olgunlaşmış turuncu – kırmızı rengi almış, Avşar söylemiyle “itburnu” kuşburnular toplanır ve bekletilmeden yıkanır çiçek ve dip tarafları kesilerek temizlenir marmelat/pekmez yapılacak kazana konur. Kaynatılacak tencerede kuşburnu yüzeyine kadar su konulur. Kuşburnular ezilme kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. İyice yumuşayınca kuşburnular kaynama suyunun yardımıyla süzgeçten geçirilerek çekirdek ve zarlarından arındırılırlar. Elde edilen kuşburnu ezmesi ince un eleğinden geçirilir.
27.04.2015
02.04.2015
Gerek köy içinde ve gerekse eskilerde köyümüzden Çukurova’ya yani Adana il-ilçe ve köylerine gidilerek inşaat işi alıp yaparlarmış. Hatta Ağaların tarlalarını sürmüşler, ot dövmüşler. 1960 yıllardan sonra Yurtdışına işçi gitmesi sonucunda Almancıların evlerini yenileme ihtiyacı doğunca Nevşehir özelliklede Avanos ve köylerinde çalışılır oldu. Sonraki yıllar ise Kayseri ve Türkiye’nin diğer illerine inşat işi yapmak için gidilerek çalışılırdı, halende devam etmektedir. 2-YURT DIŞINA İŞÇİ OLARAK GİDİLMESİ: Özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine gerek doğrudan, gerekse evlilik ve istek sonucu gidilmesi, Arabistan – Libya – Rusya - Venezüella ve diğer ülkelere gidilerek çalışılmasını da geçim kaynakları arasında sayabiliriz.
Aile, sosyal hayatın en temel kurumu olup genellikle anne baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile tipindedir. Özellikle Köyde varsa büyükbaba ve büyükanne de diğer aile fertleriyle birlikte yaşar. Ailelerde çocuk sayısı genellikle yüksektir. Orta büyüklükteki bir ailede eskiden ortalama çocuk sayısı 6-7 tanedir. Ancak bu sayı gittikçe düşmeye başlamıştır. Erkek ailenin reisidir. Eğer büyükanne ve büyükbaba ile yaşanıyorsa karar verilirken onların tavsiyeleri mutlaka dikkate alınır. Kadınlar da ailenin ev işlerinde çalışan bireyleridir. Köy halkı arasında karşılıklı yardımlaşma önemli bir gelenek olarak uzun yıllar varlığını korudu. Ancak değişen değer yargıları ve ekonomik şartlar nedeniyle bu gelenek zayıflamak üzeredir. Bu geleneğin önemli bir halkasını oluşturan imece kısmı ise kısmen de olsa devam etmektedir.
27.04.2015
03.04.2015
Şu andaki Köyümüze ise Sivas ili- Aziziye Kazası (Pınarbaşı)- Karamuklu eski Beyler bucağı ki Aziziye Kazasının 31 bucağından biri ve 1910 yılına kadar adı Kirkörsün sonrada Emiruşağı ve şimdide 2010 yılında Avşarobası olarak değişen beldemizden II.Mahmut zamanında (1808-1839) ve Osmanlıda ilk nüfus kaydı ve sayımının yapıldığı ve sayım ise 1826 da başlamış,Osmanlının üç kıtada hakim olduğu düşünülürse bu sayım 6 yıl kadar sürmüş 1831 de tamamlanmıştır. İşte şimdiki köyümüze de 1826-1831 tarihleri arasında Hacı, Paşa Kaa ve kardeşleri gelmiştir. Köyü kurmadan on yıl dan fazla yerleşim yeri olarak ilk zamanlar yakın tarihlere kadar Yoncalık olarak da biçilen Çat (Hacı Kaa-Zeledinler-Mustukların Çatı)denilen yerden başlayarak Güneydeki Haydan Yerinde- Güneydeki Helimoğlunun yatağı denilen yerde- İnniuurtmande-yataklarda-Anlaşılan
Arslantaşta yayla göçü denilince akla mevsimlik yayla göçleri gelir. Yaylalarımız Kurubel-Aşçıyurtlağı-Çomoluk ve yayla olarak sayılırsa yataklar/aksu yaylası bunlar. Yaylalarımız Toros dağları uzantılarında yer almaktadır. Sözlükte Yayla” kelimesi eski Türkçede yaz mevsimi anlamına gelen “yay” kökü ile hayvanları açıkta ve dağınık olarak otlatmak manasını ifade eden “yaymak” mastarından gelmektedir. Eski Türkçe’de “Yaylag” olarak kullanılmıştır. Türkçe Orhun yazıtlarında “yaylag” terimine rastlanmaktadır. Yaylacılık Anadolu’ya Türkler tarafından getirilmiştir Bir beşeri coğrafya faaliyeti olarak yayla, yazın sürüleri yaylamak amacıyla çıkılıp ikamet olunan yüksek ve serin yer, dağların üzerindeki yazlık bol otlu-sulak ikametgâh mera ve meralık dağ üstleri anlamlarına gelmektedir. Koyun-keçi ve sığır sürüsü sahiplerinin, sürülerini taze ve kendini yenileyen
03.04.2015
02.04.2015
 1 

© 2009 Tüm Hakları Saklıdır. ARSLANTAŞ KÖYÜ Web Sitesi
İletişim için : arslantas@arslantaskoyu.com

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Saat
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam47
Toplam Ziyaret101765