|
Bizim Hatıralarımız
|
|
Salı, 24 Şubat 2009 16:39 |
ANLATAN: Necmettin İŞCİ ANIYI YAŞAYANLAR:Mikail İZGİ,Bünyamin HAYTA,Muhammet BAĞIRGAN, Necmettin İŞCİ
Köyümüzde kış ayları çok soğuk geçmesinden dolayı kışın odun ve tezeği çok yakılır.Yaz aylarında köyün genci,çocuğu,yaşlısı eşeklerle dağlardan,uzak yerleden odun getirirler.Tabi bir de yakın yerlede odun kalmamışsa adana sınırına ayvatın pendir(peynir) yolu dediğimiz yere,kürtlerin sınırlarına kadar eşeklerle maceralı bir serüven yaşanır.Neyse lafı fazla uzatmayımda yaşadığımız anıya geçeyim.2005 yılının yaz baharıydı herzamanki gibi sabahın köründe daha güneş çıkmamışken odun için eşeklerin üzerinde yola koyulduk.şaklaşa şaklaşa konuşa konuşa gidiyorduk.o sıarlarda ağzımıza bir laf dolanmıştı.bülent ersoyun"kestirtime pişmanım" sözü.yolculuk sırasınca birbirimize "pişmanmısın?" diye sorar eğlenerek gülerdik.epeyce kalabalık bir oduncu grubu vardı(yaklaşık on eşekli).pendir yolunun dölene gelince üç-beş kişi adereye(kürtlerin mevkiye),bir kısmı belin başına, biz dört kişilik grupta(bünyamin Hayta,Muhammet Bağırgan,Mikail İzgi ve ben(necmettin İşci)) pendir yoluna ayrıldık.Peynir yolundada odun kalmamıştı nerdeyse ayvatlıların evlerinin önündeki odunları götürürdükte boş dönmezdik. tabi okadar abartmadık ama ayvatlıların tarlasının üstüne kadar indik.ben ve muhammet biraz üstte, mikail ile bünyamin ise biraz aşağıya inerek eşekleri bağladık.muhammetle ben üstte sohbet ede ede odunları yetirdik.bu arada bizim mikail odun bulamamış olsa gerekki gezinip duruyor muhammetle ben sürekli mikoya bağırarak "migail migail pişmanmısın la?" diye sorar mikoda "neye la?" diye cevap verir bizde tekrar "kestirdine pişmanmısın?" diye adeta kızgın sıcak altında mikoyu deli ettik.aynı soruyu bünyaminede soruyor çileden çıkardık onuda.neyseki herkes odunları yetirdi azığımızı yerken yine şaklaşmaya devam ettik.bu arada mikail ile bünyamin muhammet ile bana komplo kurmuşlar.odunları eşeklere yükledik.benim eşek yavaş gittiğinden ben arkada kaldım.pendir yolunun tepeyi aşşıp tam döleğe iniyordumki bizim miko ile bünyamin muhammeti önüne katmışlar dölekte dört dönderiyorlar.ben tabi manzarayı çaktım.az geçmeden muhammeti yakalayıp yere yatırdılar.başladılar pantolunu yırtmaya.muhammetin pantolunun it parçalamışa dönderdiler.muhammetin donuyla ortada bıraktılar.bense arkada eşeğinen tam döleğe iniyorumki bu seferde beni kovalamaya başladılar.bense bünyamin ve mikonun önünde gavlak(cavlak) dağına doğru kaçmaya başladım.çok geçmeden bende pendir yolunun döleğinde pes ettim benide yer yatırdılar."ben tamam pes yırtmayın" demeye kalmadılar yeşil alaman pantolonum dilik dilik ettiler.muhammetin yine donu var ya benim sadece kısa iç çamaşırı.ben yırtık pantolonu çıkarıp atmadım bacağıma doladım ama yinede bariz belli oluyodu.bu sefer onlar sormaya başladılar:"Pişmanmısın?" bense çaresiz bir şekilde "pişmanım".Muhammetle ben dururmuyum.bu sefer teker teker onları yakalayıp onların pantolonunu yırttık.onların altında şort varmış.olan bana olmuştu iç çamaşırınan köyün içinden geçmek kadar rezil bişe olamazdı.neyse biz yoda dua ediyoz kolcu yada jandarma falan gelmesede bu halimizi görmese diye.En sonunda köyün boğazına kadar geldik.bzi görenler gülmekten kendini tutamıyorlar.Muhammet ile bünyamin boğazdan köy içine mikail ile ben uzun yoldan evlere dağılduk.tabi önümüze çıkanlar bizi görünce şaşırıyorlar adeta "ne bu hal diyorladı"hepimiz evlere geldik.evdekiler sorup durdular ne bu haliniz diye.bizde şaklaştığımızı anlattık.içimizden belkide en komiği Muhammetin yengesinin ona sorusuydu: "Abi sabah pantolonunu giymeyimi unuttun?"
|
|
Son Güncelleme: Salı, 24 Şubat 2009 16:41 |