GiriÅŸ Formu



ZİYARETÇİ SAYISI

Bugün152
Dün382
Haftalık152
Aylık12152
Hepsi425450

Kimler Sitede

Åžuanda 10 konuk Ã§evrimiçi

Kayseri'de Hava

Bulutlu

11°C

Kayseri

Bulutlu
Nem: %94
°C / °C
°C / °C
°C / °C
°C / °C


Deyimlerimiz 2
Dil ve Ağzımız
irfan izgi tarafından yazıldı   
PerÅŸembe, 15 Ocak 2009 11:19
DEYİMLER ANLAMLARI
HAPA HAP OLMAK:Ansızın karşılıklı gelmek, karşılaşıvermek. Örn. Yolda hapa hap olduk.
HAYIFLI YATMAK:Bir şeye duyarlı şekilde uyuma. Örn. Ha geldi gelecek diye hayıflı yattım her ayak sesine uyandım. 
HER ADAMIN HARCI DEĞİL:Her adamın yapabileceği, bilebileceği şey değil manasında. Örn. Helal olsun sana her kadının harcı değil beş kızı arı ve namusu ile gelin etmek. 
HIRP OLMAK:Susu vermek. Söyleyecek kelime bulamamak. Burda genelde mahçubiyetten söyleyecek kelime bulamama sözkonusudur. Karşı taraf bütün tezlerini çürütmüştür. Örn. Adam sana şunu yaparım şunu yaparım diye bana sayıp duruyordu içeri avradı girince hırp oldu. O ne yapar ne eder kılıbığın biri.
HOLALA SALLAMAK:Fırça atmak. Daha çok boş ağırlığı olmayan fırça atmak manasında kullanılır. Örn. Boşver  bir holala salladı gitti işte.
HORTUM HORTUM HORTLAMAK:Sabaha kadar uyuyamamak çok rahatsız olmak.
HOŞAF SOĞUTMAK:Yağcılık yapmak. Hoşafçı: yağcı. Örn. Hoşaf soğutuyor menfaati varya.
HÖLLÜM HÖLLÜM:Döküm döküm. Üzerinde bulunan elbisenin yakışmaması. Örn. Şu ceketi çıkar ya höllüm höllüm olmuş sana yakışmamış.
HULTU ÇIKMAK:Aşırı yorulmak: Örn. Bir kamyon saman yükledim hultum çıktı.
HUULÜYÜP HUULÜYÜP DÜŞMEK:Aşırı ısrarcı olma, rahat bırakmama. Örn. 1 Kızı verene kadar her gün huulüyüp huulüyüp düştüler. 2. Köpek huulüyüp huulüyüp düştü elinden zor kurtuldum.
İİLİ BORANLI ÖLDÜRMEK:Dert sahibi yaparak stres ve sıkıntı ile mahvetmek. Örn. Bu çocuğun adam olacağı yok bu beni iili boranlı öldürecek anlaşıldı.  Örn. Adam kendisine yapılanları götüremedi bir ıssız evde iili boranlı öldü bakan bile olmadı.
İLİĞİ AKMAK:Bütün sinirlerin boşalması elin kolun tutmaz olması fenalaşma. Örn. Kayseride trafik kazasını duyunca iliğim aktı.Bizim çocuk acemidir arabayı alıp Kayseriye gitmişti.
İLKMENİN YAĞI BOL ÇIKAR:Kaymağı ne kadar biriktirirsen o kadar bol tereyağ çıkar. Burdaki manası; insan kinini biriktirir biriktirir bir gün patlar ve çok fena yapar. Örn. Sen bu hareketine devam et şimdi seslenmiyorum ancak ilkmenin yağı bol çıkar seni birgün elime alırım.!
İMİRİN İTİ GİBİ GEZMEK - ZİV ZİV GEZMEK:Başı boş sürekli gezmek. İmir in iti: meselesini bilmiyorum. Örn.1  Ne imirin iti gibi geziyon lan biraz iş yap gezene para yok. 2. Milllet ( herkes ) ot biçsin sen ziv ziv gez hayırsız evlat seni. 
İT B.KU EME YARADI SIÇRADI DİKENE S.ÇTI:Hiç işe yaramayan bir kişi, lazım olupta  işe yaradığı zaman o işi halletmemesi .  
İT KAĞININ GÖLGESİNE YATMIŞTA NE BÜYÜK GÖLGEM VAR DEMİŞ:Babasının veya sırtını dayadığı bir şahsın nüfuzunu kullanan kişinin kerameti kendinde sanması. Bu ilgi veyan nüfuzun şahsına ait olduğunu sanması.
İTE BAK YATTIĞI YERE BAK:Bir kişinin kendisinin asla ulaşamayacağı yerde görmesi. Örn. Çobanın ağanın kızını istemesini duyan kişi İte bak yattığı yere bak der. Genelde "Küllükte yatıyor padişahın kızını rüyasında görüyor." deyimi ile birlikte kullanılır aynı manayı içerir.
İTİN HATRI YOKSA SAHİBİNİNDE Mİ YOK:Hata yapan kişi basit olabilir ama onun babası abisi veya bir yakını değerli olduğu için onun hatrına diğerine bir şey denmez. Eğer denirse kişi bu deyimi kullanarak 'ya benim hatırım yokmuydu ' der.
KAKIÇ KAKMAK:İster gerçek ister iftira olsun kirli çamaşırlarını açığa çıkarmak. Kavga anında herkesin duyacağı şekilde bağırarak etraftakilere duyurmak. Bu iftirada olabilir. Kişinin veya akrabalarının eskiden yapmış olduğu bir hatada olabir. Artık o kişi veya aile her kavgada veya tartışmada sürekli bu olay hatıratılır. Aradan onlarca yıl geçmiş olsa bile fark etmez. örn. Akıllı ol kızım yaptığını bir hata ömür boyu sana, sen ölsen bile torunlarını kakıç olur. Bize ele günü ( başkalarını ) kaçık kaktırma. Başa kakmak ile farklıdır.
KANI KARIŞMAZ ETİ BULAŞMAZ:Kan ve evlilik bağı olmayan tamamen yabancı şahıs. Deyimdeki kelimeleri gerçek manada düşünelim. Örn. Bak bana ne kadar iyi halbuki kanım karışmaz etim bulaşmaz. İnsanda iyi çok.
KAPI DEANEMEK.:( Kapıyı seyretmek ) Çaresiz kalmak ve evinin kapısının açılıpta bir kişinin kendisine maddi veya manevi yardımda bulmasını beklemek. Örn. Allah kimseye kapı deanetmesin " elden gelen övün olmaz o da vaktinde bulunmaz " bu gün verir yarın başına kakar.
KAPIYA BASTIRMAMAK:Evine sokmamak. Yakınlaşmasına fırsat vermemek. Örn. Eve gelen yeni gelin emmimizin kapısana bastırmıyor bizi.
KARA CANIM SAĞ OLURSA:Yaşarsam eğer, yaşadığım müddetçe. Örn. Kara canım sağ olursa seni yar etmem başkasına derdim.
KARNIN YEMİYORSA KUŞAĞINI GEVŞET:Çekemeyenler kıskançlık yapanlar için kullanılır. Örn. Adam fıstık gibi araba almış arkadaş, boşa karalama çekemiyorsan kuşağını gevşet.
KAŞIK TUTAN BENİM OLSUN DIŞ KAPIDAN YERİM OLSUN:Yeterki işin başında olan bizden olsun. İsterse konumum en kötü yerden olsun. Örn. Başbakan benim çok uzaktan akrabam bana faydası olmaz diyen birisine verilebilecek bir cevap. Yani adam icratın başında yani kaşığı kendisi tutuyor. Er yada geç sana da faydası olur manasında.  
KEÇEYİ SUYA ATIP ÇIKAN İBİĞİNE TAŞ KOYMAK: 
KEÇİNİN HOPLADIĞI YERDEN OĞLAĞIDA HOPLAR:Anası ne yaparsa çocuğuda onu yapar. 
KESİM KESMEK:Anlaşmak bir konuda mutabık kalmak. Örn. Senin ile kesimimiz böylemiydi arkadaş böylemi kesim kestik neden cayıyon şimdi.
KESSEN KANIM AKMAZ:Şoke olmak kanı kurumak. Örn. Bana bir laf dedi o an kessen kanım akmazdı.
KİRİNDEN KİRT ETMEK:Aşırı kirlenmek, çok pis olmak. Örn. Bu ne hal yavrum kirinden kirt demişsin hemen banyoya gir.
KİTABIN ORTASINDAN KONUŞMAK:Lafını esirgememek, lafı eğip bükmeden direk konuşmak. Örn. Adam kitabın ortasından konuşur hiç lafını çekmez.
KOLTUĞUNA DIKILMAK:Fikir ve düşünceleri ile etki altına almak. Örn. Ya adam bize kızı verecekti falanca nerden geldiyse adamın koltuğuna dıkıldı adam vaz geçti.
KÖLGEN IRIMASIN:( Gölgen uzaklaşmasın ) Ömrü uzun olsun. Gölgesi sürekli yakınımızda olsun. Örn. Allah razı olsun kölgen ırımasın sen olmasan bunların durumu çok kötü.
KURU KURU GADANI ALAYIM TIKIR TIKIR KURBAN OLAYIM:Söylediği söze itibar edilmeyen öylesine söylenmiş söz. Gördüğü zaman candan davranan ama sözlerinin gereğini yapmayan kişiler için kullanılır. Örn. Ya gerçekten beni sevmaz guru guru gadanı alayım tıkır tıkır gurban olayım. Hangi derdime bir çare oldu bu güne kadar.
KURUYU KURUYU ÇAVDAR EKMEĞİNİ DÖNMEK:Aşırı zayıflayan kişi için kullanılır.
LAFI G.TÜNE ÇALMAMAK:Söylenen sözü hiç kaale almamak kendi bildiğini yapmak. Örn. Ya benim bu çocuğa söyle söyle boş kimsenin lafını g.tüne çalmışor.
MADENİ GÖTÜRMEK:( Aynı maddeden olmak ) Midesi götürmek. Başkalarının kabul etmeyeceği şeyi kabul etmek. Bir sorun görmemek. Örn. Aldığı kıza bakın demekki madeni onu götürüyor. Gursağı götürmek ile aynı manada.
MALAMAT ETMEK:Rezil etmek Örn. Ya tamam arkadaş tamam beni köye malamat etme.
MEPSEYE ALMAK:Dikkate almak, kaale almak. Örn. Yazık o gelini evde hiç mepseye alan yok. 
MUM OLMAK:Eline ayağına düşmek. Yelkenleri indirmek. Örn. Şimdi bana zulüm ediyon ama yarın ihtiyarlayınca bana mum olursun. 
MUTU BUÇUĞUNA GİTMEK:Pisi pisine gitmek. Bedavaya gitmek. Örn. 1. Kore'den bize ne ya insanlarımız mutubuçuğana gitmişler. 2. O tosun çok deli fazla yaklaşma mutubuçuğuna gidersin valla.
NUTKU KURUMAK:Ne diyeceğini bilememek. O an sağlıklı düşünememek. 
OCAKTAN YIRAK:Yırak: Irak. Söyleyenin veya dinleyenlerin evinden uzak olsun manasında kullanılır. Kimsenin başına gelmesini istemediği bir konuya girmeden önce söylenen söz. Örn. Ya ocaktan yırak adamın iki oğluda birden ölmüş.
OMUZU ODUNLU:İncelikten anlamayan, zorba, inatçı. Örn. Ya ona laf konuşulmaz omzu odunlunun biri. ( laf konuşmak: akıl vermek. Sohbet etmek manasında kullanılır. )
ONU DİYEN BURDAN GİTTİ:Tartışmanın bitirilmesi, sözün artık uzaması istenmemesi için kullanılır. Kişi söylediği sözden vazgeçmektedir. Örn. Tamam arkadaş senin dediğin olsun onu diyen burdan gitti.
OOŞ OŞ AKILLI:Onun bunun dolduruşunu çabuk gelen kendi sabit fikri oluşmamış kişi. Örn. Herif ooş oş akıllının biri kim ne derse ona inanıyor.
OYLUM OYLUM OYNATMAK - MANI MANI OYNATMAK:İyice oynatmak. Oynatmak geniş manadadır. Oyalamak, dalga geçmek gibi. Manııııııı manı oynattı diyerek te olay pekiştirilir. Örn.1 Geçen sene aldığı malın parasını daha getirmedi bizi oylum oylum oynattı. ( bu gün yarı diye sürekli oyalamak ve artık alay etme safhasına gelmesi kişinin alay edildiğini hissetmesi durumu. ) 2, Ufacık çocuğa bak arkadaş beni manııııı manı oynattı. 
ÖKSÜZÜN ETEĞİNE GAVURGA GOYMUŞLAR S...M YANDI DİYE YERE ATMIŞ:Muhtaç kişiye bir iyilik yapıldığında veya bir şey verildiğinde o kişinin basit bir bahane ile yapılan iyiliği geri çevirme halinde söylenen söz. Deyim gerçek manası ile anlamı aynıdır. Örn. Çok aç bir kişiye bir çuval un veriyorsun kişi çuval ağır ben eve kadar taşıyamam deyip yardımı almıyor. Bu kişiye öksüzün eteğine gavurga ( nohut buğday gibi şeylerin kavrulması ile yapılan kuruyemiş ) koymuşlar s...m yandı diye yere atmış. Ben hayrıma un veriyorum herif taşıyamam diyor. denir.
ÖKÜZE HO G...NE GO:Tamamen akılsız her denileni yapar. Nezaketten uzak.
ÖKÜZÜM ÖLDÜ KAĞNIM SINDI:( Öküzüm öldü kağnım sessiz kaldı ) Bir kişi veya yer ile bağlantısının kesilmesi. Örn. Babam öldü benim Almanya ile alakam kalmadı öküzüm öldü kağnım sındı. 
ÖLÜM ETMEK:Aşırı düşkünlük göstermek. Örn. Benim için ölüm eder, o yüzden ben bu çocuğu çok severim.
ÖONEN ( ÖVÜNEN ) ÖKÜZ GÖPE S.ÇAR:Göp: Kağnıda her iki öküzünde arka kısmana gelen uzunca tek parça tahta, kalas. Ben bu yükü götürürüm diyen öküz götüremediği zaman zorlanıp pisliğini yaptığında pisliği göpün üzerine düşer. Örn. Övünen öküz göpe s.çarmış sen gel yinede övünme. 
ÖRÜP ÖRÜP YIĞMAK:Sözü veya konuyu derinlemesine eşelemek. Lafı çoğaltmak hep aynı şeyi tekrarlamak. Örn. Tamam özür diledik işte ne örüp örüp yığıyorsun.
ÖZÜ BEA VERMEK:Yüreği katlamnamak. Örn. Ya kedilerin serçeleri yemesine bakamıyorum özüm bea vermiyor.
PATANCINI AYIRMAK:iki bacağını ayırmak. Yaramaz çocukları korkutmak için kullanılır. Örn. İnin lan o eşeğin üstünden şimdi gelirsem patancınızı ayırırım.
PUNDUNA DÜŞÜRMEK - TONGAYA DÜŞÜRMEK.:Dengine düşürmek. Açığını yakalamak. Örn.1 Suçsuz yere beni dövdü ama bende bir gün nasıl olsa onu bir punduna düşürürüm. 2. Togaya düştük bu sene kuzuyu çok ucuza verdik. 
SAALEDİĞİNİ BOYAMAK:Eline aldığın işi yapmak. Niyet ettiğin şeyi dikkatini başka yere vermeden bir kıvama getirmek. Örn. Sen saalediğini boya başkasının işinden sana ne. 
SAKAL ALTINDAN SAVUŞMAK:Gerçekten istemeyip dil ucuyla söylemek karşı tarafa belli etmemek. Örn. Yaa vereceği yok  belli oldu artık, küstürmemek için sakal altında savışıyor işte. 
SARI SICAĞIN ALNI:Güneşin etkisini en şiddetli gösterdiği zaman dilimi. Örn: Sarı sıcağın alnında derdimize ne oldu güneş biraz dönsün ( tesiri geçsin ) otu o zaman biçelim.
SEERİ OLMAMAK:Kaali olmamak, ağırlığı olmamak, söz hakkı olmamak. Örn. Ya onu evde adam yerine koymı var adamın çocuklarının yanında hiç seeri yok. 
SEERİNİ TOPLAMAK:Ağırlığını,prestijini kaybetmek. Örn. Bu olaya kadar onu bir adam sanıyorduk. Oda seerini topladı artık kimse onu adam yerine koymaz.
SITKINI SIYIRMAK:Ümidini kesmek, beklentisinin kalmaması, aradaki bağı tamamen koparmak. Örn. 1.Ben senden sıtkımı sıyırdım. 2. Kaynanan ile iyi geçin iyice sıtkını sıyırma. 
SONU YAZDA - SONU YAZIDA:Sonu kötü, geleceği iyi değil. Örn. Allah yardım etsin oğlunun kızının hiç biri bakmaz, yazık sonu yazda adamcağızın.
SÜDÜNÜ GÖĞE SAĞMAK:İşi yokuşa sürmek anlaşmaya yaklaşmamak. Örn. Ya artık ona lafmı söylenir herif südünü göğe sağıyor. 
SÜDÜNÜ SÖMÜRMEK:( Sütünü somurmak - içmek- ) Rıskını elinden almak. Örn. Şu yetime iki gün evinde baksan ne olurdu südünümü sömürürdü sanki. 
SÜNEDİR ETMEK:Sünedir. Eli ayağı tutmamak. Felç olma hali. Sünedir etmek ise şalıkör etme gibi elini ayağını tutmaz etmek. Örn. Döve döve çocuğu sünedir etmiş. ( abartılı ifade ) 
SÜT EŞİ ALMAYA GELMEK - ATEŞ ALMAYA GELMEK:Süt eşi alan veya ateş alan kişi eve girer anında süt eşini veya ateşi alıp evden çıkar. Burda biraz oturun bu ne acelecilik süt eşi almaya gelmiş gibi demek. Eskiden çakmak az bulunduğu için komşudan köz alarak odun tutuşturulurmuş.
SÜT EŞİ ALMAYA GELMEK - ATEŞ ALMAYA GELMEK.:Süt eşi alan veya ateş alan kişi eve girer anında süt eşini veya ateşi alıp evden çıkar. Burda biraz oturun bu ne acelecilik süt eşi almaya gelmiş gibi demek. Örn. Hele biraz otur süt eşi almaya mı geldin. Veya Hele biraz otur ateş almayamı geldin. ( Eskiden çakmak veya kibrit her zaman bulunmadığı için ateşi başka bir ateşin közü ile yakarlarmış. süt eşi ise yoğurt yapmak için ılık sütün içine katılan bir bardak yoğurt. Eğer süt eşi almak için gelen kişi biraz beklerse evdeki süt soğur. )
ŞALIKÖR ETMEK:Mahfetmek. Örn. Çocuk koşarken düşmüş ağzı yüzü şalıkör olmuş. (yani eli yüzü yara bere içinde kalmış)
ŞAVIL BIRAKMAK:Haber salmak. İlan etmek. Örn. Tarlayı satacağım diye köye bir şavıl bıraktık hayırlısı.
ŞAYA VERMEK:İlan etmek. Herkesin duymasını sağlamak. Örn. Kersi ( yabani yonca samanı ) satacağım diye köye bir şaya verdim bakayım isteyen olursa.
ŞİRAZEDEN ÇIKARMAK:Kontrolden çıkarmak. Çıldırtmak. Örn. Yav git öte adamı şirazeden çıkarma tövbe töbve…
TAPAN AĞACI GİBİ UZANMAK: Upuzun, dümdüz uzanmak. Örn. Şimdi bir vurursam tapan ağacı gibi uzadırım. ( kabaca iki seksen )
TAPCAYA KONUŞMAK:Rasgele konuşmak, iyi düşünmeden konuşmak. Örn. Ya hu bilip bilmeden tapcaya konuşma sen. 
TAVŞAN YAMACA GEÇTİ:İş işten geçti. Yapacak bir şey kalmadı. Örn. Artık canım cicim desende boş davşan yamaca geçdi. 
TAVUĞUNA KIŞ DEMEMEK:En küçük kötülükte bulunamak. Örn. Ya seninle bunca yıl komşuyuz hiç tavuğuna kış dediğimi duydunmu, neden böyle yapıyorsun.
TAZE GELİN GİBİ SOZALMAK:Yeni gelen gelin yer ve çevre insanlara acemi olduğu için hareketleri biraz yavaştır. Birazda çekingenlik vardır. Herkes birşeyler yaparken hiçbir şey yapmayan öylesine bön bön duran kişiler için kullanılır. Örn. Ne teze gelin gibi sozalıyon al şu baltayıda birkaç odunda sen kır.
TEBELLEŞ OLMAK:Yakasını bırakmamak. Örn. Gelir gider tebelleş olurum sonunda pes edersin.
TEPE YUKARI KONUŞMAK:Bilinçsizce, ölçüp tartmadan konuşmak veya zıttına konuşmak. Örn. Tepe yukarı konuşma lafının manasını bil. !
UYKUNUN HAVALANMASI:Uykunun kaçması. Örn. Uykum havalandı yatağın içinde bir saat bekledim zor uyudum.
UZAYAN DAL BİZDEN OLSUN:İleri giden makam ve mevkisi olan prestij sahibi olan bizim akrabamız veya hemşerimiz olsun başkaları olacağına, sonuçta akrabamız ve gurur kaynağımız olur. Örn. Uzayan dal bizden olsun istemezi değilim. İsterse bizi sevmesin. 
ÜMMUUNU SIKMAK:Boğazını sıkmak. Örn. Lan çocuk git şurdan ümmuunu sıkar öldürürüm seni !
ÜZERİNE ELZAM OLMAYAN LAFI KONUŞMAK:Kendisini alakadar etmeyen lafı konuşmak. İki kişi kendi arasında bir mesele konuşuyor üçüncü bir alakasız kişinin söze girmesi hali. Kişinin hiç alakası yokkan söylediği söz kendisini bağlayabilir veya zora sokabilir. Örn. Senin üzerine elzam değil sen bu işe karışma. 
VAY SANA ÇALDIĞIM HAVALARA:Denir ki: Eskinden bir evli çiftin düğününü çalan davulcu veya zurnacı o çiftin evine misafir olmuş gelinin evdeki durumu hiç hoşuna gitmemiş ve " vay sana çaldığım havalara " demiş. Yani seni getirirken ne havalar çaldım. Ne kadar zorlandım boşunaymış demek istemiş. Bu olay benzer durumlarda söylenen bir deyimdir. Örn. Çocuğuna okuması için her türlü imkanı veren baba çocuktan hala  verim alamıyorsa. O çocuğa Vay sana çaldığım havalara der.
VERİM KERİM OLMAK:Verici gibi, verme niyetli olmak. Örn. İlk istemeye kız verilmez ama biz istedik belliya verim kerim oldu olumsuz bir şey söylemedi. 
YAKANA KÜSMEK:Kendi kendine küsmek, ortada suçlunun olmaması, Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış manasınada yakın manası vardır. Örn. Yakamıza küstük oturduk arkadaş kimin ne suçu var. Örn. Ancak yakana küsersin kimsenin umrunda değil ki.
YAZIN ÇELPEŞİĞİ:Yazın köyde iş güç zamanı, işlerin yoğun olduğu zaman. Yine köy tabiri ile " Bir adamın iki olma zamanı ". Örn. Yazın çelpeşiği köye gidilmez gardaş adamlar bizimle mi ilgilensinler işlerinimi yapsınlar ayıp olur.
YELLİ YELLİ GİTMEK:Hızlı hızlı gitmek. Örn. Herhalde bir olay var yelli yelli evine doğru gitti. 
YEMİNİM BOYNUZUMUN DİBİNE:Yeminini hemen bozan birisi için veya yeminine güvenilmeyen birisi için kullanılır. Yeminimi geri olıyorum manasında da kullanılır. Olayın hikayesi: Keçi doğum yaparken o zorluğu görünce bir daha tekenin yanına yaklaşmayacağım dermiş zamanı gelincede yeminim boynuzumun dibine dermiş. Örn. 1. Keçi hesabı yeminim buynuzumun dibine yemin verdik diye ne yapalım yani yanlış yemin etmişiz. 2. Ya onun yeminine mi inanıyorsun yarın yeminim buynuzumun dibine der çıkar. 
YER GİBİ YEMEK:Yeme işini ciddiye al. Örn. Hadi ya yer gibi ye daha tabağın yarım olmamış.
YIKILDIĞI YERE HAN YAPMAK:Her dediğini yapmak. Kesinlikle üzmemek kırmamak. Örn. Adam çocuklarının yıkıldığı yer han yapıyor daha öte git demiş Allah kulu değil.
YILDIR YILDIR ETMEK:Işıl ışıl etmek. Parıl parıl etmek. Örn. Bir tüfek aldım amma görsen yıldır yıldır ediyor. ( pekiştirmek için : "Yıldıııır yıldır " ediyor denir.
YUKARIDA BİR YALAN SÖYLEDİM AŞAĞIYA İNDİM İNANASIM GELDİ:Kendi uydurduğu bir şeyi başkalarının gerçek gibi sahiplenip hararetli bir şekilde savunması hatta ilk söyleyen kişiyi bile inandırmaya çalışılması.
YÜREĞİ DÜŞMEK - ÖDÜ DÜŞMEK:Çok korkmak, çok endişelenmek. Örn. 1. Birden karşıma çıkıpta veh demezmi yüreeam düşdü. 2. Kızın anası duyacak diye yüream düşüyor. ( ödüm düşüyor.)
YÜREĞİ TUTMAK:Yeni uykuya dalma anı
YÜZÜM KANLI İKEN:Utana sıkıla birisinden bir şey istemek için ola çıkan kişi, isteyeceği şahsı ilk karşısında gördüğü anda selamdan sonra hemen ister çünkü biraz konuşursa konsantrasını kaybedebilir. Tekrar utanma hissi gelip istemeyebilir. Örn. Selamün aleyküm. Abi yüzüm kanlı iken isteyeyim keserinizi verirmisiniz.
YÜZÜNÜ BERKİTMEK:Her zaman yapamadığın veya söyleyemediğin bir sözü veya eylemi kendini zorlayarak söyleyivermek. Bu her zaman kolay kolay yapılamaz. Örn. Ya gelip gidip bir söz söylüyor büyüğümdün bir şey diyemiyorum. Bu gün yüzümü berkittim birkaç kelimede ben söyledim. yeter artık ya.
ZER-ZAMBIL GİTMEK:Dengesiz bir şekilde düşmek, örn. Ayağın buzdan nasıl bir kayarsa sırtımın üstüne zer zambıl gittim.
   
   
  Derleyen : İRFAN İZGİ 
Son Güncelleme: Perşembe, 15 Ocak 2009 21:45